Muris Muvazaası Davasının Şartları Nelerdir?

01.09.2026

Muris muvazaası davası (muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası), mirasbırakanın yasal veya atanmış mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekleştirdiği muvazaalı tasarrufların iptalini ve taşınmazın terekeye iadesini sağlayan bir dava türüdür.

1. Muris Muvazaası Davasının Şartları (Unsurları) 

Hukukumuzda özel bir kanuni düzenlemesi bulunmayan muris muvazaası, yargı uygulamamızda esas itibarıyla 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (YİBK) çerçevesinde şekillenmiştir. Bu davanın kabul edilebilmesi için somut olayda şu şartların ve unsurların bir arada bulunması gerekir:

  • Muvazaalı İşlemin 4 Ana Unsuru Taşımalıdır: Muris muvazaası özünde bir nispi muvazaa türüdür. Bu kapsamda işlemde şu unsurlar yer almalıdır:
    • Görünürdeki İşlem: Mirasbırakanın dış dünyaya karşı geçerliymiş gibi gösterdiği (genellikle tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi şeklinde kurulan) işlemdir.
    • Gizli İşlem: Mirasbırakanın gerçekte yapmak istediği ancak dış dünyadan sakladığı (daima karşılıksız kazandırma olan bağışlama sözleşmesi) işlemdir.
    • Muvazaa Anlaşması: Mirasbırakan ile devralan tarafın, görünürdeki işlemin kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayacağı yönünde en geç görünürdeki işlemle birlikte yaptıkları anlaşmadır.
    • Mirasçılardan Mal Kaçırma Kastı (Aldatma Amacı): Mirasbırakanın, saklı pay kurallarını dolanmak ve mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla danışıklı devri gerçekleştirmesidir.

  • Temlike Konu Taşınmaz Tapuya Kayıtlı Olmalıdır: 1974 tarihli YİBK'nin uygulanabilmesi için devredilen taşınmazın mutlaka tapulu olması şarttır. Taşınır malların (noterde resmi satışı zorunlu olan trafik siciline kayıtlı araçlar hariç) ve tapusuz taşınmazların devrinde muris muvazaası davası açılamaz.

  • Tapulu Taşınmaz Mirasbırakana Ait Olmalıdır: Taşınmaz doğrudan mirasbırakanın kendi mülkiyetindeyken devredilmiş olmalıdır. Mirasbırakanın bedelini ödeyip üçüncü kişiden satın aldığı bir taşınmazı doğrudan mirasçısı adına tescil ettirmesi durumunda (gizli bağış) taşınmaz murisin tapulu malı sayılmadığı için muris muvazaası davası açılamaz.
  • Tapu Sicil Memuru Huzurunda Sözleşmeye Dayalı Devir Yapılmalıdır: Mirasbırakan, devir iradesini tapu memuru önünde açıklamış olmalıdır. Kadastro çalışmaları sırasında teknisyen huzurunda verilen tek taraflı muvafakat beyanları veya harici satışın mahkeme kararıyla tescil ettirilmesi gibi durumlarda YİBK kuralları uygulanamaz.
  • Davayı Açan Kişinin Mirasçı Sıfatı Bulunmalıdır: Davayı saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar (yasal, atanmış mirasçılar ve sonradan evlat edinilme veya doğumla bu sıfatı kazananlar) açabilir. Buna karşılık mirası reddeden, feragat eden veya geçerli bir şekilde mirasçılıktan çıkarılan kişilerin dava açma hakkı yoktur.

2. Dava Açma Süresi

Muris muvazaası davasının süre bakımından tabi olduğu kurallar:

  • Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süre Yoktur (Genel Kural): Muris muvazaasına dayalı davalar yolsuz tescile ve terekeye yönelik haksız tasarrufa dayandığı için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Mirasçılar muvazaalı işlemin geçersizliğinin tespitini ve tescilin iptalini her zaman talep edebilirler.
  • Dava Hakkı Murisin Ölümü ile Doğar: Mirasbırakan sağ olduğu sürece mirasçıların henüz kazanılmış bir hakkı olmayıp yalnızca müstakbel bir hak beklentisi bulunduğundan, muris hayattayken bu davanın açılması hukuken mümkün değildir.

  • Kadastro Kanunu'nun 12/3. Maddesi İstisnası (10 Yıllık Süre): Muvazaalı işlem kadastro tespitinden önce yapılmışsa ve mirasbırakan kadastro tespiti kesinleşmeden önce vefat etmişse; mirasçıların, kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde bu davayı açmaları zorunludur. Bu on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra artık kadastro öncesi muvazaalı devir nedenine dayanarak dava açılamaz.

  • Dürüstlük Kuralı Sınırı (TMK m. 2): Davanın her zaman açılabilmesi kuralı, hakkın kötüye kullanılmasını engelleyen dürüstlük kuralı ile sınırlıdır. Ancak Yargıtay, sırf aradan uzun zaman geçmesini dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirmez; hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını somut olayın özel koşullarına bakarak karara bağlar